BLOG

Atatürk’ün Hayvan Sevgisi

ataturkun-hayvan-sevgisi

10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü, yalnızca bir yas günü değil; aynı zamanda Mustafa Kemal Atatürk’ün insani yönünü, doğaya ve hayvanlara duyduğu derin sevgiyi hatırladığımız özel bir gündür. Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve büyük bir lider olmanın ötesinde, tüm canlılara karşı merhametli ve duyarlı bir kişiliğe sahipti. Atatürk’ün hayvan sevgisi, onun karakterinin en samimi yansımalarından biridir. Köpeklerinden Foks’a, atlarından Sakarya ve Çankaya’ya kadar her biriyle özel bağlar kurmuştur. Bu yazımızda, 10 Kasım vesilesiyle Atatürk’ün hayvanlara olan sevgisini, köpekleri ve atlarıyla ilişkisini, ayrıca atçılık ve binicilik sporlarına yaptığı katkıları yakından inceleyeceğiz.


Atatürk’ün Hayvanlara Olan Sevgisi

Mustafa Kemal Atatürk, yalnızca bir asker ve devlet adamı değil; aynı zamanda derin duygulara sahip, merhametli ve doğaya karşı hassas bir insandı.
Hayvan sevgisi onun karakterinde önemli bir yer tutar. Bu sevgi yalnızca sözde değil, davranışlarında da açıkça görülür. Çankaya Köşkü ve Dolmabahçe Sarayı’nda çeşitli hayvanlar beslerdi: güvercinler, kediler, köpekler ve tavus kuşları gibi.

Atatürk’ün Sahip Olduğu Hayvanlar

Atatürk’ün köpekleri, kuşları ve atları  onun hayatında özel yer tutardı. Ancak bu hayvanların arasında köpekler ve atlar, hem duygusal hem de sembolik anlamda çok ayrı bir yere sahiptir.

Atatürk’ün Sahip Olduğu Köpekler

Atatürk şu ana kadar 3 tane köpek sahiplenmiştir. Bunlar sırasıyla Alp, Alber ve Foks’tur. 

Atatürk ve Foks 

Atatürk’ün Çanakkale savaşlarında bile yanında bulundurduğu Alp ve Kurtuluş savaşı sırasında sahiplendiği Alber’den sonraki en son köpeği Foks’tur. Alber öldüğünde çok üzülen Atatürk’ün henüz üzüntüsü dinmemişken Foks onun yeni köpeği olur. Foks, Atatürk’ün odasında yatar, her gittiği yere yanında gider, gireceği salona herkesten ve Atatürk’ten daha önce koşar, adeta Atatürk’ün geldiğini haber veriyormuş gibi hareket ederdi. Atatürk nereye gitse onu da birlikte götürür, yurt gezilerinde bile ondan ayrılmazdı.

ataturk-ve-foks
Atatürk ve Foks


Atatürk’ün At Sevgisi

Türkler için at, bir oğul mesafesindedir. Yedirilir, içirilir, tımar edilir, sevilir, okşanır ve atla kurulan duygusal bağ korunurdu. At sırtında olmak, yayan olmaktan çok daha güvenilir sayılırdı. Türklerin atlarla beraber doğduğuna ve yaratıldığına inanılırdı. Dede Korkut hikayelerinde de Türkler ve atlarla ilgili birçok destansı hikâyeye yer verilir, “At işler, er övünür” atasözleri ile atın kültürümüzdeki yeri lisana da yansırdı.

Atatürk’ün Sahip Olduğu Atlar

Atatürk’ün şu ana kadar birçok atı olmuştur. Bunlar arasından en çok sevdikleri Sakarya ve Çankaya isimli atlarıdır. 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliği sırasında, atlar milli mücadelede önemli bir rol oynamıştır. Ata olan düşkünlük, savaş meydanında da kendini göstermiş ve iyi bir ata sahip olmanın zaferin bir parçası olduğu düşünülmüştür. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, savaş zamanlarında atlarını sevgiyle besler ve onlarla güçlü bir bağ kurarlar.  Atatürk’ün at sevgisi, onun kişisel yaşamında da belirgindi. Atatürk’ün en sevdiği atlardan birine “Sakarya” adını vermiş olması ve daha çok savaş yıllarında bindiği atının adının “Çankaya” olduğu bilgisi, onun atlarla olan derin bağını ve at sevgisini gösteren önemli ayrıntılardan biridir. Bu isimler, Atatürk’ün savaş ve zaferle özdeşleşen önemli olaylara olan bağlılığını ve anıları canlı tutma isteğini yansıtmaktadır. “Sakarya”, Kurtuluş Savaşı’nın dönüm noktalarından biri olan Sakarya Meydan Muharebesi’ni çağrıştırabilirken, “Çankaya” ise Atatürk’ün özel yaşamını ve liderlik dönemini simgelemektedir. Bu isimler, Atatürk’ün atlarına olan sevgisini ve onlarla kurduğu özel bağı daha da anlamlı kılmaktadır. Ayrıca, Atatürk’ün sevdiklerine at hediye etmesi ve atlarla çekilen fotoğrafları da bu sevginin bir yansıması açıkça görülmektedir.

ataturk-ve-atı-sakarya
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü Sakarya adlı atı üzerinde tasvir eden mermer kaide, Ulus, Ankara

Atatürk’ün Atçılık ve Binicilik Sporlarına Teşviği

Ata ve atçılığa özel bir merak ve sevgisi yanında iyi bir binici de olan Atatürk, yurtta atçılığı ve yarışçılığı daima özendirdi. Yakınlarını da bu konuya ilgi göstermeye neredeyse zorladı. Bu da atçılığın ve yarışçılığın lehine olmuştu. Onun bu yoldaki emir ve direktifleriyle Türk atlı sporları olumlu bir gelişme kaydetmişti

Bu vizyonun ilk adımı olarak 1926 yılında Yüksek Yarış ve Islah Encümeni (YYİE) kuruldu. Bu kurum, yarışları organize etmekle ve ıslah çalışmaları için görevlendirildi. Atatürk, binicilik kulüplerini ve haraları destekledi. Özellikle 1930’lu yıllarda Ankara, İzmit ve İstanbul’da modern yarış pistleri kuruldu. Bu girişimler gelecek yıllarda Türkiye Jokey Kulübü’nün (TJK) kuruluşuna zemin hazırladı.

Gazi Koşusu (1927)

gazi-kosusu
Atatürk ve İsmet İnönü birlikte ilk Gazi koşusunu izliyorlar.
10 HAZİRAN 1927

Her şey 1926 yılında, Türkiye’de at yarışlarının tek bir çatı altında toplanmasıyla başladı. “Yüksek Yarış ve Islah Encümeni”nin kurulmasıyla at yarışlarına resmî düzen geldi. Atatürk’ün isteği üzerine, adına özel ve büyük ödüllü bir koşu düzenlenmesine karar verildi. Bu istek 1927 yılında ilk Gazi Koşusu’nun koşulmasıyla gerçeğe dönüştü. 

İlk yarış şimdiki Tandoğan Meydanı civarındaki bir hipodromda düzenlendi. O yıl yarışa yaş sınırlaması olmadan yalnızca İngiliz atları katılabildi.

İlk yarışta kazanan atın adı Neriman, sahibi ise Ali Muhiddin Hacıbekir’dir. Bu tarihi yarış, Atatürk ve İsmet İnönü tarafından birlikte izlenmiştir.

Mussolini Uluslar Altın Kupası (1938)

mussolini-uluslar-altın-kupasi-sampiyon-yarismacilarimiz
Mussolini Uluslar Altın Kupası Şampiyon Yarışmacılarımız

Türk binicilik tarihinin muhakkak ki en parlak sayfasını 1938 yılında Roma (İtalya) şehrinde yapılan “Mussolini Uluslar Altın Kupası” teşkil eder. (Ünver, A. F. (2006))

Atatürk, Atatürk’ün süvarileri olarak anılan sporcu subaylarımıza yolladığı mesajında, ” Beni bahtiyar ettiniz. Hepinizin gözlerinden öperim.” dedi.


10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü, yalnızca büyük bir lideri değil; aynı zamanda doğaya ve hayvanlara derin bir sevgi besleyen bir insanı da hatırladığımız özel bir gündür. Atatürk’ün hayvanlara olan sevgisi ve doğaya duyduğu saygı, onun insani yönünü en samimi biçimde yansıtır. Foks gibi sadık dostlarıyla kurduğu bağ, Sakarya ve Çankaya gibi atlara verdiği önem, onun merhametli ve vizyoner kişiliğinin en güzel göstergelerindendir. Atatürk’ün at sevgisi ve binicilik sporlarına katkıları, Türk atçılığının gelişmesinde kalıcı bir miras bırakmıştır. Bugün, 10 Kasım’da Atatürk’ün hayvan sevgisini ve doğaya karşı duyarlılığını bir kez daha hatırlıyor; onun değerlerinin hâlâ insanlığa ilham verdiğini hissediyoruz.


Kaynakça


Max Scala At Yemleri ürünlerini inceleyebilirsiniz:


Diğer içeriklerimize de göz atabilirsiniz:



Max Scala At Yemleri;
Yem sanayinde 17 yılı aşkın deneyimi ve birikimiyle, dünya standartlarında pişirme teknolojisi ve yüksek kaliteli hammaddeler kullanarak mükemmel rasyonlar üretmektedir. Ürünlerimiz, Türkiye’nin en güvenilir TÜBİTAK laboratuvarlarında kapsamlı testlere tabi tutulmakta, böylece her zaman yüksek kalite ve güvenilirlik sağlanmaktadır.

Atçılık sektöründe 27 yıllık köklü tecrübemizi, yem sanayindeki derin bilgimizle birleştirerek, GMP ve ISO kalite belgeleriyle onaylanmış üstün ürünler sunuyoruz. Dünya genelindeki atçılık camiasına hizmet eden ürünlerimiz, sektörün gelişimine katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.

Max Scala olarak, sektördeki engin tecrübemiz ve

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


ReCAPTCHA doğrulama süresi sona erdi. Lütfen sayfayı yeniden yükleyin.